13 Temmuz 2013 Cumartesi

Hocaefendi ve Medya

Son zamanlarda Hocaefendi ile Ak Parti arasını açmak isteyen bazı kesimler, onun sohbetlerindeki her kelimeden farklı mânâlar çıkararak "Hükümeti kastetti" haberleri yapmaya başladılar. Bugüne kadar hiçbir sohbeti ve vaazı yayınlanmayan zâtın sohbetleri bu vesileyle daha çok insana ulaşmış oluyor ama yine cımbızlanarak tabi...

Öncelikle şunu söylemeliyim ki; Hocaefendi hiçbir zaman kişi veya kurumları hedefe alan, onları yaralayacak sözler sarfetmemiştir. O, her zaman kişileri değil vasıfları eleştirmiştir. Anlattığı şeyleri bazıları değil her Müslüman, üzerine alınmalıdır. Çünkü o her zaman İslam’ın temel esaslarına ve mesleğinin temel prensiplerine göre konuşmuştur. Mesela Firavun’dan ve Firavun’laşmaktan bahsedince tek bir insandan değil de şu enaniyet asrında (bizler dahil) Firavun’laşan herkesi kastetmektedir.

Hocaefendi’nin anlattıklarını her Müslüman kendi üzerine alınmayıp bunu başkalarına yoruyorsa, işte asıl Firavun kendisidir. Çünkü onun bu yaptığı süm’a’dır ki bu bir günahtır.

Muhterem Hocaefendi konumu gereği her siyasi partiye ve siyasi lidere eşit mesafede durmuştur. Kendi şahsi yaşantısında, düşüncelerinde ve demokrasinin gereği olarak oy verdiği partiler veya onlar hakkında yorumları olmuştur ama hiçbir zaman “gidip ille de şu partiye oy verin, vereceksiniz” dememiştir. Hatta kendisine gelip “Hocam hangi partiye oy verelim?” diye soranlara “Siz daha iyi bilirsiniz” dediğine şahitler vardır.

Yazının başında "cımbızlanarak" ifadesini kullanmıştım. Biz aslında buna yabancı değiliz. Şubat Soğuğu ve Haziran Fırtınası dönemlerindeki kaset furyasından aşinayız. Sohbetleri montajlanarak rejim, kurum ve şahıslar aleyhine bir sürü kasetler oluşturulmuş ve günlerce kanallarda dönmüştü.

Geçen günlerde Hocaefendi, temeli atılan "Yavuz Sultan Selim Köprüsü" hakkında konuştu. İsteyenler bunu "montajsız ve cımbızsız" bir şekilde Herkul.org sitesinden dinleyebilirler.

Şimdi gelelim cımbız olayına;

Hocaefendi sohbetin başında köprüyü yaptıran yetkililerin hüsn-ü zanla hareket ettiklerini, içlerinde kötü bir niyet olmadığını düşündüğünü ifade ediyor. Daha sonra Alevi ve Sünniler arasındaki fasl-ı müştereklere ve asırlar öncesinden kurulan köprülere dikkat çekiyor. Ardından bir köprü ile başka köprüleri yıkmamak gerektiğini, daha farklı isimler kullanabileceğini söylüyor. En sonunda da Alevilerin bir köprü yüzünden diyaloğu kesmemeleri gerektiğini ifade ederek, her iki tarafa da "Usûlü detaya fedâ etmeyelim Allah aşkına!" mesajı veriyor.

Bu sohbet yayınlandığı gün bir çok gazeteye ve internet sitesine haber oldu. Fakat burada önemli iki gazetenin konu hakkındaki tutumuna dikkatinizi çekmek istiyorum.

Hürriyet gazetesi cımbızlayarak "Meseleyi bir ada bağlı köprüyle yıkmayalım" kısmını öne çıkarıp diğer kısımları silerek, sanki sadece hükümete yüklenmiş havası oluşturdu. İşte haberin linki; http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=23541212

Yeni Şafak gazetesi ise tıpkı Hürriyet gibi cımbızlayarak ve "detay" hususunu kendince yorumlayarak "Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne tepki gösteren Alevi vatandaşları sağduyuya davet etti: 'İsim yalnız detaydır. Tek bir köprüyle bir sürü köprüyü yıkmayalım." şeklinde haber yaparak sanki sadece Aleviler suçluymuş da Hocaefendi Alevilere nasihat çekmiş havası oluşturdu. Haberin linki; http://yenisafak.com.tr/gundem-haber/kopruleri-yikmak-yanlis-20.6.2013%20-533953

Tek bir örnekle bir zihniyet ortaya çıkıyor. Bu kafayla Hocaefendi'nin 78-80 yılları arasında yaptığı vaazları dinleyenler, 87-91 yılları arasında Sızıntı başyazılarını okuyanlar -olmayan- Ak Partiye eleştiriler yönelttiğini zannedebilirler.

Hiç yorum yok: