stv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2011 Cumartesi

Cübbeli Ahmet Hoca ve ekibi

Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü hoca ehl-i sünnete sıkı sıkıya bağlı, medrese eğitiminden geçmiş bir müderristir. Medyatik olana kadar hüsn-ü zan besliyordum. Fatih Altaylı'nın programında ilk gördüğümde “Eyvah! Fatih Altaylı'nın ağına düşmüş yazık!” dedim. Zira bilirim ki Altaylı son derece uyanıktır ve işin içinde çıkarı olmayacaksa bir hocayı ekranlara çıkarmaz.

Zira biz Yaşar Nuri Öztürk, Zekeriya Beyaz ve İsmail Nacar gibi ağzından çıkan iki laftan birisinin “yalan efendim!” olan hocalara alışmıştık.
Sonra kuşkularımda haklı çıktım ve Fatih Altaylı'nın asıl maksadını anlamış oldum ama maalesef Cübbeli Ahmet Hoca anlamamış...

Programda Fatih Altaylı o kadar kahkahadan, reytingden sonra can alıcı sorusunu sordu; “Hocam Risale-i Nur. Yani nedir? Tefsir midir farklı bir şey midir nedir?
Cübbeli Ahmet Hoca da okuyup araştırmadan Risale-i Nur'u tenkit etti. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde görevli bir profesörün görüşlerini aktardı. Bediüzzaman diyormuş ki; “Yahudi ve Hıristiyanlar cennete girecek.”

Fatih Altaylı müthiş ortasını rakibe çarptırarak gole dönüştürmüştü ve amacına ulaşmıştı.
Cübbeli Ahmet Hoca'nın Risale-i Nur ile ilgili söylediği ehl-i necat konusu İmam Gazali'nin Faysalü't Tefrika adlı eserinde geçiyor. Yani Cübbeli Ahmet Hoca aslında Bediüzzaman'ı değil, İmam Gazali'yi tenkit etmiş oldu. Sonrasında Mehmed Paksu'nun gayretleriyle Cübbeli Ahmet Hoca hatasını anlamış ve Moral Fm'e çıkarak herkesten özür dilemiştir.

Sonrasında anladık ki Yahudi ve Hıristiyanların akibeti Cübbeli Ahmet Hoca'ya baya baya dert olmuş. Geceleri rüyasında bu konuyla alakalı rüyalar gördüğünü, “cehenneme gideceksiniz! cehennemliksiniz cehenneeem!” diyerek uyandığını düşünüyorum.

Cübbeli Ahmet Hoca Yiğit Bulut'un da konuğu oldu. Jöleli tıpkı Altaylı gibi gırgır şamatadan sonra 10 puanlık uzmanlık sorusunu sordu yani ortayı açtı; Hocam Fethullah Gülen için ne dersiniz?

Risale-i Nur konusunda menfi şeyler söyleyen Cübbeli Ahmet Hoca bu sefer kendi kalesine gol atmadı ve topu ceza sahasından uzaklaştırarak gayet müspet şeyler söyledi; “Ehl-i Sünnete bağlı âlim bir hocadır...

Fakat çok enteresan bir çelişkiyi paylaşmak istiyorum. Cübbeli Ahmet Hoca Yahudi ve Hıristiyanların akibeti konusunda söylediği her sözü Dinlerarası Diyaloğa dayandırıp, diyalogçulara verip veriştiriyor ve “Dinlerarası Diyalog ehl-i sünnete ters, kafir işi bir icraattir” diyerek binlerce insanı tekfir ediyor. Benim anlamadığım şu; herkes biliyor ki Türkiye'de ve dünyada Dinlerarası Diyaloğu Fethullah Gülen Hocaefendi başlatmıştır ve yapılan bütün icraatleri halen desteklemektedir. Her fırsatta Samanyolu tv ve Zaman gazetesine çatan Cübbeli Ahmet Hoca, söz konusu Fethullah Gülen Hocaefendi olunca neden konuşamıyor da övüyor? Yoksa Hocaefendi'den korkuyor mu? Âlim korkar mı yahu?

Sadece Hocaefendi de değil Hüseyin Gülerce'den bile korkuyor. Yiğit Bulut'un programında Zaman gazetesinde çıkan bir haberi tenkit ediyordu. Habere göre Urfa'da bir camide Hıristiyan bir erkek ve Müslüman bir kadının nikahı kıyılmış. Nikahın ardından bizim Hıristiyan enişte “hem Hıristiyanım hem de Müslümanım” demiş. Cübbeli Ahmet Hoca da habere göre hüküm vererek insanları tekfir ediyordu. Derken yayına Hüseyin Gülerce bağlandı. Jöleli, Gülerce'nin bağlandığını söyleyince Cübbeli Ahmet Hoca'nın rengi attı. Hüseyin Gülerce habere konu olan olayın aslını, Hıristiyan erkeğin kelime-i şehadet getirerek Müslüman olduğunu söyledi. Cübbeli Ahmet Hoca hem hüm kem küm etti ama nafile...

Cübbeli Ahmet Hoca Dinlerarası Diyalog konusundan vakit buldukça diğer hocalara reddiye yazmaktadır. Bu iş de tıpkı diğerleri gibi ona büyük bir haz veriyor olmalı. Mustafa İslamoğlu, Adnan Oktar, Abdülaziz Bayındır, Hayreddin Karaman, Süleyman Ateş başlıca uğraşları. Bunun yanı sıra Ahmed Şahin ve Hekimoğlu İsmail'e de ara sıra dokundurur.
Gördüğünüz gibi tam bir “ben tek siz hepiniz!” vakası...

Tabi ki Cübbeli Ahmet Hoca bu mücadeleyi tek başına vermiyor. Cemaati içerisinde kendisini bu gereksiz işe adamış bir çok insanla el ele verip çalışıyor. Fakat bu ekip, 28 Şubat'ın kaset furyasında olduğu gibi montaj işinde ustalaşmış. Görüntüleri kesip, kişilerin konuşmalarını “küfür” formatı içerisine sokarak Facebook gibi sosyal iletişim ağlarından insanlara ulaştırıyor.

Bir örnek vereyim; Cübbeli Ahmet Hoca camide verdiği bir vaazda Samanyolu Tv'de yayınlanan bir dizide Yahudi ve Hıristiyanların cennete gideceğinin söylendiğini anlatmıştı. Bunu anlatırken de; “dansöz seyretsen günahkar olursun, bunları seyretsen gavur olursun. İslami gibi geçinip ne zehirler yutturuyorlar” diyerek tekfirde depara kalkmıştır. Akabinde ekibi bu diziyi bulup, dizide geçen o bölümü keserek sosyal iletişim ağlarına eklediler ve bu böyle aylarca sürdü.

İş artık sıkıntılı bir hal almış olacak ki, böyle gereksiz işlerle uğraşmamayı şiar edinmiş Samanyolu grubu yazılı bir açıklama yaparak Cübbeli Ahmet Hoca'yı yine tekzip etti.
Bahsi geçen dizi “Hakkını Helal Et” dizisidir. Dizinin 12. bölümünde gayrimüslim olan Agop'un İslamı seçmesi işlenmiştir. Montajlanan ve kesilen kısmında ise dizi karakteri “Allah yapılan iyilikleri karşılıksız bırakmaz” diyor. Yorum yapmama gerek var mı?

Ben Cübbeli Ahmet Hoca'nın oturup da Stv dizileri izlediğini, Zaman gazetesi okuduğunu düşünmüyorum. Sadece bunlar değil, reddiye yazdığı hocaların hiç birisini takip ettiğini düşünmüyorum. Hoca'ya bunca materyali getiren onun ekibi olmalı. Peki kim bu ekip? İşte asıl araştırılması gereken bu. İrticayla mücadele eylem planında “Gülen cemaatine karşı kullanılmalı” denilen Ömer Öngüt cemaati de tıpkı Cübbeli'nin ekibi gibi çalışıyordu. Ben bu işin de içinde ciddi ciddi Ergenekon'un olduğunu düşünüyorum. İsmailağa cemaatindeki iki âlimin camide katledilmesi ve Cübbeli Ahmet Hoca'nın kaseti de bu tezimi güçlendiriyor.

Cübbeli Ahmet Hoca Ergenekon'a çalışıyor” falan demiyorum. Öyle bir şeyi ima bile etmiyorum. Lakin çağı doğru okumayan Hoca'nın düşmanını da rahatça sezebileceğine hiç ama hiç ihtimal vermiyorum. Bu yüzden bilerek olmasa da bilmeyerek, dolaylı yoldan Ergenekon'a hizmet ettiğini düşünüyorum. İnşaallah gerçekleri görür ve kendisine çeki düzen verir.

Yazımı bir ayet ve bir hadisle bitiriyorum;

Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hücurat; 6)
Bir kimse (mümin) kardeşine kâfir dese, bu küfür ikisinden birine döner. Eğer bunu diyen doğru demişse -zaten öyledir-, eğer dediği doğru değilse, bu küfür ona, söyleyene döner.” (Buharî, Edeb, 73; Müslim, İman, 111)