Yanda gördüğünüz resim; Kemalist rejimin ilk yandaş gazetelerinden olan "Son Posta" gazetesinin 17 Haziran 1937 tarihli manşeti... Görüldüğü üzere bu gazete, Kemalizmin icraatlarından olan Dersim katliamını gururla ilk sayfasına taşıyıp bunu sahipleniyor.
Dersim konusu, Chp Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün çıkışıyla yeniden gündeme geldi. Daha önce bu konuyu bir takım belge ve resimlerle yazmıştım. (Bkz. Dersim Katliamı)
Hüseyin Aygün'ün "Atatürk'ün Dersim harekâtından haberdar olmaması mümkün değil" sözleri Chp'de geçtiğimiz günlerde tartışma başlatmıştı.
Bir grup Chp milletvekili (ki içlerinde Alevi olan da var) Hüseyin Aygün'ü bu sözlerinden dolayı kınadı ve gereğinin yapılmasını istedi. Hüseyin Aygün disiplin kuruluna sevk edildi ve savunması istendi. Süreç devam ettiği için henüz bir sonuç çıkmadı.
Sonuç çıkmadı fakat büyük bir sorun ve tartışma çıktı. Chp genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Dersimli olduğu, göreve geldikten sonra parti yönetimi ve il kadrolarında Alevileri öne çıkardığı bilinmektedir.
Peki Dersimli Kılıçdaroğlu ve bir kısım Aleviler neden asıllarını inkar edercesine Dersim katliamını gizlemeye, gizleyemeseler de işin içinden Mustafa Kemal'i çıkarmaya çalışmaktadırlar?
Çayan Demirel hazırladığı "38" adlı belgeselde Dersim isyanını, belgeler ve tanıkların ağzından izleyiciye sunuyor.
İşin içinde Mustafa Kemal var mı yok mu buyurun o günü yaşayan insanların ağzından dinleyin. Ama dinleyemeyeceksiniz. Çünkü zalim rejim insanları o kadar korkutmuş ki aradan yarım asırdan fazla zaman geçmesine rağmen insanlar hala başına bir iş gelmesinden korkuyor.
O korkuyu ve o dramı gözlerinizle görün...
Rivayet edilir; Bir Alevi dedesi İsmet İnönü'ye sormuş; "Biz bu ülkede %10 azınlığız. Durumumuz ne olacak?"
İnönü'nün cevabı gayet açık; "O zaman çocuklarınızı okutun %90'ı siz yönetin!"
Kemalist rejim gerçekten de Aleviler'e, gerek ordu içerisinde gerek kamuda ve bürokraside olsun büyük imkanlar ve makamlar vermiştir. Misal; yapısı değişmeden önce Hsyk'nın bütün başkanları Alevi idi...
Gözümüz yok elbette...
İşte tam da bu imkanları elde eden Aleviler, ne oldu da asıllarını inkar edip Kemalizm dinini şiar edindiler?
Sakın bunun nedeni makam-mansıp sevgisi, makamı kaybetme korkusu olmasın?
Bu, nedenlerden bir tanesi olsa da asıl neden olamaz.
Kemalistlerin, Dersim konusunda Atatürk'ü tenzih etmelerinin asıl sebebi; değişen ve gelişen dünya şartlarında Mustafa Kemal'in yaptıklarını demokrasi ve insan haklarıyla açıklayamamalarıdır.
Çıkıp adam gibi "Şeyh Sait, İskilipli Atıf Hoca ve Menemen'de niceleri... Nasıl rejime isyan ettiler ve öldürüldülerse Dersimliler de aynı gerekçeyle öldürüldü. O günün şartlarında gerekliydi" deseler, Mustafa Kemal'in diktatör olduğunu kabul etmek durumunda kalacaklar. Bunu kabul edince de önünü alamayacaklar. İşte bunun farkında olan muannidler, işin başından set çekerek konunun üzerini örtmek istiyorlar.
Alevi olmayan Kemalistler'in bu çıkışını anlamak mümkün fakat Alevi olanların durumunu Dersim (Stockholm) sendromundan başka bir şeyle açıklayamıyorum.
Bugün haberlerde gördüm. Kemal Kılıçdaroğlu "Başbakan'la istediği televizyonda Dersim de dahil tarih tartışmaya hazırım" demiş. Çok merak ediyorum Kılıçdaroğlu neyine güvenerek böyle meydan okuyor.
Başbakanlık ve Genelkurmay arşivleri dahil bütün arşivler Erdoğan'ın elinde. Mustafa Kemal'in Dersim harekatının emrini verdiği ve harekatı yönettiği de ayan beyan ortadayken, neye dayanarak "hodri meydan" diyebiliyor Kılıçdaroğlu?
Erdoğan bu teklifi ciddiye almayınca ve davete icabet etmeyince kendisinin haklı çıkacağını mı zannediyor yoksa? Erdoğan'ın böyle komik bir işe girişmeyeceğini duyunca çıkıp "Bakın işte gördünüz! Korkusundan gelemiyor çünkü doğruların bizde olduğunu o da biliyor" mu diyecek? Bir insan bu kadar mı çocuklaşır?
İlerleyen günlerde ne olacak bilmiyorum ama Kemal Kılıçdaroğlu'nun durumunu ve süreci Hüseyin Aygün belirleyecek. Ya sözünün arkasında durup Aleviler'i uyandıracak ya da makamını kaybetmemek için o da Kemalizme ve Kemalistlere boyun eğecek.
İzleyelim görelim...
chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Kasım 2011 Cumartesi
14 Ağustos 2009 Cuma
Darwin haklı galiba!
Bu adamlar evrimleşiyor. Ama beyin olarak... Hani demiştik ya, "eskilerin solcuları şimdilerin Ergenekoncuları oldu" diye, şimdi de malum Kürt açılımıyla da görmüş olduk ki, eskilerin solcuları şimdilerin faşoları olmuş. Zamanında "Yaşasın halkların kardeşliği" diye bağıranlar, her fırsatta merhum Deniz Gezmiş'in idam sehpasında söylediği "Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği" diye nara atanlar şimdileri en kafatasçı faşistle aynı şeyleri düşünüyorlar.. İmkan olursa aynı saflarda da yer alacaklardır hiç şüphemiz yok.
Bu arkadaşlar yıllarca böyle bağırdılar. Faşistlerin Kürtlerle ilgili düşüncelerini de hep eleştirdiler. Hatta hakarete varırcasına aşağıladılar o insanları. Ama hiç bir zaman bir plan üretemediler bu konuyla ilgili.
Hep yapılan planları eleştirdiler. Zira bu arkadaşlar tarihinde hiçbir zaman iktidar olamadılar ki plan üretip uygulamaya koysunlar. Onlar hep eleştirdiler ama onu da beceremediler.
Çözüm çözüm derken biz çözdük bu adamları. Bu arkadaşlar "aklını cebine koy" politikasıyla iş yürütüyorlar.
Dinlemez, duymaz, görmez nato mermer nato kafa...
"Akp mi yapmış? Akp mi düşünmüş? O zaman işe yaramaz, geç." dediler, muhalefet etmeyi bile beceremediler.
Evet, bu ülkede bazı olgular evrimleşiyor. Dünya tersine dönmedi ama bazı kavramlar tersine döndü. Çağdaşlık, demokrasi, AB, insan hakları, azınlıklar, kültürel haklar gibi solun savunduğu değerleri öne çıkaran sağcı; milliyetçi refleksleri öne çıkanlar ise solcu oldu bu memlekette. Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir gariplik var acaba?
Yazımı Zülfü Livaneli'nin sözleriyle bitiriyorum;
Yazımı Zülfü Livaneli'nin sözleriyle bitiriyorum;
"Bugün Türkiye "fikir mi önemli, yoksa söyleyen mi" sorusuna cevap vermeye uğraşıyor. Yıllardır savunduğunuz fikirleri bir gün karşıtınız söylediğinde ne yapacaksınız? Bugün yaptıklarınızı mı?
Temel fikirlerinizden vazgeçecek misiniz? Yoksa karşıtınıza "bu söylediklerin doğru" mu diyeceksiniz? O mertliktir, mertlik de sizde yoktur.
Gerçek solun bu ülkede yıllardır savunduğu, uğruna bedel ödediği kavramları bugünün iktidarı dile getirdiğinde onlara karşı mı çıkılır, yoksa o kavramları dile getiren tutum desteklenir mi?
Esas soru bu.
Omurgalı bir insan olmanın gereği nedir?
Kimin söylediğine bakmadan doğru açılımları desteklemek mi yoksa giderek dünyaya kapanan, Mustafa Kemal'in devrimciliğinden ve "evrenselleşme" idealinden ayrılıp garip bir tutuculuk içinde kıvranan eski takımlara "bizdendir!" diye göz yummak mı?
AKP'nin karşı çıktığımız ve çıkmaya devam edeceğimiz birçok temel politikası var ama bu durum, her söylediğine gözü kapalı itiraz etmeyi gerektirir mi?
Siyah-beyaz bir dünyada mücadele kolay ama bu karmaşık durumda gelecek kuşaklar için doğru tavır almak epey zor değil mi?"
Aferin! Böyle devam edin. Gün gelir Akp, Afrikalı kara incilere ülkenin kapısını açarsa; o zaman da faşist damarınız tutar ve zenci düşmanı olursunuz siz. Yaparsınız bunu!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
