İnancıma göre kürtaj haramdır ve bu mutlak bir cinayettir. "Nihayetsiz cinayet ise nihayetsiz azabı icab eder." der Bediüzzaman.
Kürtaj yaptıran kadınların; tecavüz, ensest, evlilik dışı ilişki, çocuk düşünmeme, rızık endişesi, çocuğun sakat doğacak olması, anne sağlığının tehlikede olması gibi pek çok gerekçeleri olabiliyor. Bu gerekçelerden sadece bir tanesi, yani anne sağlığının tehlikede olması kürtajı mübah kılabilir. Geriye kalan şartlar, kürtaj yaptırmak için bir bahane olamaz.
Bugün kürtaj yasal olarak hastanelerde yaptırılabiliyor. Fakat yeni düzenlenecek olan bir yasayla kürtajın yasaklanması gündemde. Hükümetin bu yasağı getirmesinin altında İslâmî veya insânî gerekçeler olabilir. Elbette kürtaj yaptıran kadınlar da bunun insânî bir şey olmadığını biliyorlardır. İşin İslâmî tarafı ise inançla alakalı bir durumdur ve geneli kapsamaz, kapsayamaz.
Misal tecavüze uğramış veya ensest sonucu hamile kalan bir bayanın psikolojisini hiçbir erkek tahmin edemez. Tahmin edemeyeceği için de "doğursun biz bakarız" demek gayet kolay geliyor. Kendi rızası dışında böyle bir zulme maruz kalmış bir bayan o çocuğu doğurduğunda, ölünceye kadar nasıl bir psikolojiyle yaşayacağını biraz empati yaparak tahmin edebiliriz. Bu kadınlara ne derseniz deyin o çocuğu aldırmak için ellerinden geleni yapacaklardır.
Çocuk düşünmeyen, rızık endişesi taşıyan veya çocuğun sakat doğacağı gerekçesiyle kürtaj yaptıran bayanlara ise ne deseniz boş. Bu insanların zaten îmâni bir zaafiyetleri var ki böyle bir işe girişiyorlar. Kürtajın haram olduğuna inanacak kadar şuurlu olsa "çocuk düşünmüyorum" veya "bu çocuk sakat doğacak aldırayım" gibi saçma gerekçelerin ardına sığınmaz. Kaldı ki çocuk sakat doğacak diye kürtaj yaptırmak, Allah'a isyan edip -hâşâ- "Allah'ım sen bunu iyi yaratamadın. Ben bunu aldırayım sen daha güzelini, daha düzgününü yarat!" demektir.
Bütün bunları göz önüne alarak, kürtajın tamamen yasaklandığını düşünelim;
Hastane ortamlarında yasaklanan kürtaj, "merdiven altı" diye tabir edilen sağlıksız koşullarda yapılacaktır. Bu da bir çok kadının hayatını tehlikeye atacaktır.
Tecavüz ve ensest mağduru bayanlar veyahut biz inanmışlarla aynı hassasiyeti taşımayan bayanlar, her ne pahasına olursa olsun o çocuğu aldırmak isteyeceklerinden, bu işi illegal yollarla yapan doktor veya doktor bile olmayan kişilere müracaat edeceklerdir. Ortopedistlerin kırıkçı-çıkıkçı muadilleri olduğu gibi, bu sefer de kürtajcılar türeyecektir. Hal böyle olunca; masada kalan bayanların ve bu işi meslek edinenlerin önü alınamaz bir hale gelecektir.
Bu konudaki yasalar henüz belli değil. Yasak getirilirken hangi şartlar göz önüne alınacak veya hangi şartlarda kürtaja izin verilecek bilemiyoruz. Yasaklasanız bir türlü, yasaklamasanız bir türlü...
Hükümet; kendisine düşmanlığı yüzünden her şeyi protesto edenler ve müslüman veya komünist feministlere aldırış etmeden, bu yasayı çok dikkatli bir şekilde ele almalıdır.
Başarılı siyasetçiler; idealleriyle realiteyi birlikte mezcetmeyi bilmelidirler. Siz çocuğun da yaşama hakkını düşünebilirsiniz fakat her ne olursa olsun bunu yaptıracak insanların da olduğunu bilip, buna göre hareket etmelisiniz. Aksi takdirde arzu etmediğiniz sonuçlarla karşı karşıya kalabilirsiniz...
akp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Haziran 2012 Cumartesi
Kürtaj yasağı
14 Ağustos 2009 Cuma
Darwin haklı galiba!
Bu adamlar evrimleşiyor. Ama beyin olarak... Hani demiştik ya, "eskilerin solcuları şimdilerin Ergenekoncuları oldu" diye, şimdi de malum Kürt açılımıyla da görmüş olduk ki, eskilerin solcuları şimdilerin faşoları olmuş. Zamanında "Yaşasın halkların kardeşliği" diye bağıranlar, her fırsatta merhum Deniz Gezmiş'in idam sehpasında söylediği "Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği" diye nara atanlar şimdileri en kafatasçı faşistle aynı şeyleri düşünüyorlar.. İmkan olursa aynı saflarda da yer alacaklardır hiç şüphemiz yok.
Bu arkadaşlar yıllarca böyle bağırdılar. Faşistlerin Kürtlerle ilgili düşüncelerini de hep eleştirdiler. Hatta hakarete varırcasına aşağıladılar o insanları. Ama hiç bir zaman bir plan üretemediler bu konuyla ilgili.
Hep yapılan planları eleştirdiler. Zira bu arkadaşlar tarihinde hiçbir zaman iktidar olamadılar ki plan üretip uygulamaya koysunlar. Onlar hep eleştirdiler ama onu da beceremediler.
Çözüm çözüm derken biz çözdük bu adamları. Bu arkadaşlar "aklını cebine koy" politikasıyla iş yürütüyorlar.
Dinlemez, duymaz, görmez nato mermer nato kafa...
"Akp mi yapmış? Akp mi düşünmüş? O zaman işe yaramaz, geç." dediler, muhalefet etmeyi bile beceremediler.
Evet, bu ülkede bazı olgular evrimleşiyor. Dünya tersine dönmedi ama bazı kavramlar tersine döndü. Çağdaşlık, demokrasi, AB, insan hakları, azınlıklar, kültürel haklar gibi solun savunduğu değerleri öne çıkaran sağcı; milliyetçi refleksleri öne çıkanlar ise solcu oldu bu memlekette. Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir gariplik var acaba?
Yazımı Zülfü Livaneli'nin sözleriyle bitiriyorum;
Yazımı Zülfü Livaneli'nin sözleriyle bitiriyorum;
"Bugün Türkiye "fikir mi önemli, yoksa söyleyen mi" sorusuna cevap vermeye uğraşıyor. Yıllardır savunduğunuz fikirleri bir gün karşıtınız söylediğinde ne yapacaksınız? Bugün yaptıklarınızı mı?
Temel fikirlerinizden vazgeçecek misiniz? Yoksa karşıtınıza "bu söylediklerin doğru" mu diyeceksiniz? O mertliktir, mertlik de sizde yoktur.
Gerçek solun bu ülkede yıllardır savunduğu, uğruna bedel ödediği kavramları bugünün iktidarı dile getirdiğinde onlara karşı mı çıkılır, yoksa o kavramları dile getiren tutum desteklenir mi?
Esas soru bu.
Omurgalı bir insan olmanın gereği nedir?
Kimin söylediğine bakmadan doğru açılımları desteklemek mi yoksa giderek dünyaya kapanan, Mustafa Kemal'in devrimciliğinden ve "evrenselleşme" idealinden ayrılıp garip bir tutuculuk içinde kıvranan eski takımlara "bizdendir!" diye göz yummak mı?
AKP'nin karşı çıktığımız ve çıkmaya devam edeceğimiz birçok temel politikası var ama bu durum, her söylediğine gözü kapalı itiraz etmeyi gerektirir mi?
Siyah-beyaz bir dünyada mücadele kolay ama bu karmaşık durumda gelecek kuşaklar için doğru tavır almak epey zor değil mi?"
Aferin! Böyle devam edin. Gün gelir Akp, Afrikalı kara incilere ülkenin kapısını açarsa; o zaman da faşist damarınız tutar ve zenci düşmanı olursunuz siz. Yaparsınız bunu!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
